Menü
icon_home.gif Ana Sayfa
favoritos.gif Site İçeriği
tree-T.gif Resim Galerisi
tree-T.gif Arama Sayfası
tree-T.gif Özel Bölümler
tree-T.gif Serbest Kürsü
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Ziyaretçi Defteri
tree-L.gif Forum Sayfası
som_themes.gif Kültür & Sanat
tree-T.gif Türkü Sözleri
tree-T.gif Şiir Bölümü
tree-T.gif Kitap Tanıtımı
tree-T.gif Sinema Bölümü
tree-T.gif Türkü Notaları
tree-T.gif Türkü Hikayeleri
tree-T.gif Halk Müziği
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Fıkra Bölümü
tree-T.gif Sözlük Bölümü
tree-T.gif Müzik Bölümü
tree-T.gif Site Haritası
tree-T.gif İnternet Haber
tree-L.gif Atasozleri
som_downloads.gif Bilgiler
tree-T.gif Biz Kimiz?
tree-T.gif Bize Ulaşın
tree-T.gif Site Yardım
tree-T.gif Bizi Önerin
tree-L.gif Bize Link Ver
favoritos.gif Linkler
tree-T.gif İnternet Gazetesi
tree-T.gif Sosyalist Basin
tree-L.gif Turku Radyolari
icon_community.gif Üyelik Menüsü
tree-T.gif Kullanıcı Bilgileri
tree-T.gif Özel Mesajlarım
tree-T.gif Bilgilerini Düzenle
tree-T.gif Üye Listesi
tree-L.gif Yeni Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Üyelik Çıkışı
icon_members.gif Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Kullanıcı Girişi
icon_members.gif Yönetici Girişi
Haber Sitesi

Gencligin Turkusu Haber Blogu

Ayın Ozanı: Ali Asker

2 Eylül’ün getirdiği baskılar sonucu yurtdışına çıkmak zorunda kalan Ali Asker, 1954 yılında 12 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak Tunceli’nin hozat ilçesinde doğdu. Devamı
 
Gazete Sayfaları

Kose Yazilari
Aydın Ozturk
aydin@aydinozturk.net

ÖZGÜVEN VE CAHİL CESARETİ
Ferhat Tunc
ofis@ferhattunc.net

Dersim 38’le Yüzleşmek…
Halil Yuksel
yhalil56@hotmail.com

Ahhh…Munzur Gözelerinde Yüreğim Kurudu
Sumer Ezgu
info@sumerezgu.com

SARIKAMIŞ'TA DONAN ŞEHİTLER
İnternet Radyosu

Site Dergisi

Yazılarınızı ve önerilerinizi info@gencliginturkusu.net adresine gönderebilirsiniz.

KOYVERDİN GİTTİN BİZİ...
Kültürhttp://www.birgun.net//photos/actuel_1226015228.jpgO, Karadeniz’in hırçın ve duygusal çocuğuydu. Kısa hayatında birçok değerli şarkının yanında unutulmayacak bir karakter bıraktı. Yaşasaydı bugün onun doğum günüydü...

Kâzım Koyuncu, 1972 yılında Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de (Pançol) doğdu. Çocukluğu çok sevdiği babaannesinden masallar ve "üstadım" dediği, kemençeci Yaşar (Yaşar Turna)‘dan türküler dinleyerek geçti.

Ortaokula başladığı yıl köyün aydın insanlarından olan babası ona bir mandolin aldı. Ayrıca kendisinden habersiz kursa yazdırdı. Daha sonra Almanya’da yaşayan amcasının getirdiği gitar sayesinde müzikle daha bir içli dışlı oldu. Lise yıllarında iki Fransız şairden çok etkilendi. O dönemler kitap okumayı çok seviyordu. Kendisinin deyişiyle ‘şair ceketli çocuk’ oldu.

Kâzım Koyuncu 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okumaya başladı. İlk yıl düzenli olarak okuluna gitti ancak daha sonra müzik yavaş yavaş ruhuna işlemeye başladı. Kâzım Koyuncu kendisiyle yapılan bir söyleşide bu durumu şöyle anlatıyordu: ‘Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. Üniversite müzikle ilgilenmem için iyi bir bahaneydi. Politikacı ya da kaymakam mı olacağım, zaten yapmazlar deyip üniversiteyi son sınıfta bıraktım ve tamamen müzikle ilgilenmeye başladım. Başarısız olsaydım ki bir külkedisi hikâyesi değil bu ve sebepleri de var, ahlayıp vahlanmayacaktım.’

 

“Faşizmin Korku ve Sefaleti”

Okuldan ayrıldıktan sonra 1991 yılında Çağdaş Sanat Atölyesi’nde tanıştığı Ali Elver ile ‘Dinmeyen’ adlı bir müzik grubu kurdu. Grup, 1996 yılında tek albümleri olan ‘Sisler Bulvarı’’nı çıkardı. Bu grup Karadeniz ezgilerinin yanında Türkçe ve politik müzik de yapıyordu. Kâzım Koyuncu Çağdaş Sanat Atölyesi’nin o yıl sahneye koyduğu “Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyunun müziklerini yaptı. Burada tanıştığı Mehmedali Barış Beşli ile tanışarak dünyanın ilk Lazca rock müzik grubu Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları)’yi kurdu.  

Kâzım Koyuncu, Zuğaşi Berepe’nin hem bas gitaristi hem de vokalisti idi. Grubun yaptığı müzik Kâzım Koyuncu’nun hassasiyetini dile getiriyordu. Lazca’nın unutulmasına, doğayı kirletenlere, Karadeniz otoyoluna karşı açıkça tavır koyuyordu. Zuğaşi Berepe Lazlarla ilk buluşmasını 1993 yılında Rize’nin Pazar ilçesindeki şenlikte gerçekleştirdi.

Lazlar, yıllarca dinledikleri müzikten farklı olarak kemençe yerine gitar çalan bu uzun saçlı, küpeli adamları ilk anda pek anlamadı.

Ancak Zuğaşi Berepe çok geçmeden İstanbul’da, özellikle de üniversite gençliği arasında dinlenen ve dikkat çeken bir grup olmayı başardı.

Grup zamanla Karadeniz’e özgü tulum ve kemençe gibi enstrümanları da müziklerine katmaya başladı. Konserleri de gittikçe kalabalıklaşıyordu. Çok geçmeden Karadenizliler de bu grubu keşfettiler. Kendi seslerini dinlettiren bu grupla bir anlamda barıştılar.

Grup 1995 yılında oldukça sert rock motiflerini içeren ve Batılı enstrümanlarla çalınan parçalardan oluşan ve müzik çevrelerinden de olumlu not olan “Va Mişkunan” (Bilmiyoruz) albümünü çıkardı. Kâzım Koyuncu’nun tüm hırçınlığı ve isyanı bu albümde iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. O şimdi İstanbul’a ulaşan Karadeniz’in hırçın bir dalgasıydı

 

‘Zor günleri onun fikirleriyle aştık’

Zuğaşi Berepe 1998 yılında bir konser albümü olan “Brüksel Live” ı çıkardı. Ancak bu albümden çoğaltılmamak üzere yalnızca 130 adet basılmıştı. Albümün hikâyesini Kâzım Koyuncu’nun yol arkadaşı Mehmedali Barış Beşli’ den dinleyelim : ‘Grup, zor günleri hep onun parlak fikirleri sayesinde aştı. Mesela Brüksel Live CD’si konser kayıtlarından elde edildi ve 1997 yılında 130 adet kopyalandı. CD’ler o zamanın koşullarında bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordu ve biz fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyorduk. Böylece sabahlara kadar süren çalışmayla kopyalanan CD"ler ‘ İgzas" albümünün maddi altyapısını hazırladı.’

Grup aynı yıl “İgzas” (Yürüyor) albümünü çıkardı. İgzas’da Kâzım Koyuncu Lazca ve Hemşince’nin unutulmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak “İgzas”, ilk albümleri “Va Mişkunan” kadar başarılı olamadı.

 

‘Kazım bir şey dediğinde onu yapardı’

Kâzım Koyuncu kısa bir süre sonra gruptan ayrılmaya karar verdi. Nedeniyse grubun bürokrasisinin onun üzerinde yoğunlaşmasıydı. Bu durumdan hiç de hoşnut olmayan Kâzım Koyuncu bir gün ‘bırakıyorum’ dedi ve gruptan ayrıldı. Sahne gerisi ve bürokrasi onu çok yormuştu.

Megrel halk şarkısı didou nana’ya sesiyle hayat verdi. Zuğaşi Berepe’den ayrıldıktan sonra bir süre Serüvenciler grubunda çalışan Kâzım Koyuncu, 2000 yılında kolektif bir çalışma olan “Salkım Söğüt-2” albümünde “Didou Nana”, “Golas Empua Yulun” ve  “Dağlarda Kar Sesi Var” isimli üç şarkısını seslendirdi

Karadeniz’in hırçın çocuğu Kâzım Koyuncu 2003‘de Türkiye’nin kültürel ve politik ortamından etkilenmiş gibiydi. Artık dalgalar kıyıya daha yavaş, daha sakin vuruyordu. Kazım Koyuncu’nun deyimiyle zaman ilerledikçe teknik olarak içindeki rock müzik ateşi çok da olmasa birazcık düşmüştü.

Kâzım Koyuncu 2001’de ilk solo albümü olan “Viya !” yı çıkardı. Bu albümünde Karadeniz müziğinin geleneksel enstrümanları kemençe ve tulumu rock müziğin vazgeçilmezi bas gitar, elektro gitar ve bateri gibi enstrümanlarla buluşturuyordu. Koyuncu bu albümde Laz halk ezgileri ve bestelerinin en güzellerini bir araya getirdi. Albüm Doğu Karadeniz’in müzikal bir mozaiği  gibiydi. Koyuncu, her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden, insandan ama en çok da aşktan bahsediyordu. Hüzünlü bir aşk parçası olan “Didou Nana” isimli Megrelce halk şarkısını söylüyordu. Kazım’ın sevenleri tarafından ve özellikle de babası Cavit Koyuncu tarafından en çok sevilen parçası da buydu.

Kemal Sahir Gürel ile birlikte “Sultan Makamı” adlı dizinin müziklerini yapan Koyuncu uzaklaştığı Karadeniz ezgilerine televizyon dizisi “Gülbeyaz” ın film müzikleriyle geri döndü. Bir anda ilgi odağı haline geldi. Başta Karadenizliler olmak üzere Türkiye genelinde çok tanınan bir isim oldu.

“Taksİm de artIk bİzİm memleket oldu”

Kâzım Koyuncu albüm çalışmalarını ve film müziklerini sahibi olduğu Stüdyo ZB (Zuğaşi Berepe) de yapıyordu. Stüdyonun bulunduğu Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’ndeki müzik marketleri hep onun şarkılarını çalıyordu. Kâzım Koyuncu bir söyleşisinde şöyle diyordu: ‘Taksim de artık bizim memleket oldu. O kadar çok arkadaşımız oldu ki mahalle gibi bir şey…’

Ancak Kâzım Koyuncu dizi filmlerin getirdiği popülariteden bir parça rahatsızdı. Bu yüzden dizilerde çalınan altı parçasını topladığı albümünü bilerek bir yıl erteledi. Sonunda sevenlerine ‘Hayde’ adlı albümde bu dizide çalınan altı parçayla seslendi. 2004 yılında çıkardığı albümünde Şevval Sam’la ‘Gelevera deresi’ türküsünde düet yaptı. Ayrıca Hemşin halk şarkısı ‘Ella Ella’yı hareketli formda yorumladı.

 

“Kanser benim en büyük fobimdi’

26 Nisan 1986 Karadeniz için kara bir gündü. Ukrayna yakınlarındaki Çernobil kasabasında bulunan nükleer santralin 4. reaktörü infilak etmişti. Radyasyon yüklü bulutlar fazla gecikmeden Avrupa ülkelerinin pek çoğunu olduğu gibi Karadeniz’i de ziyaret ettiler. Çernobil faciasından sonra yetkililer bu olayı o dönem pek ciddiye almamışlardı. Hatta bütün uyarılara rağmen dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral medyanın önüne geçmiş, çay içmiş, Karadenizliler için tehlike olmayacağını iddia etmişti. Tehlike vardı, gün geçtikçe Karadeniz’de kanser vakaları çoğalmaya başlamıştı. Kâzım, sanatçı arkadaşları ve Trabzon Dernekler Birliği üyeleriyle birlikte Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.

Kâzım Koyuncu da çevresel felakete karşı harekete geçen Karadenizliler’den biriydi. Kanser forumlarına, kampanyalara katıldı. Bir yıl sonra “Benim en büyük fobimdi’ dediği kanser pek çok hemşerisi gibi onun da kapısını çalmıştı.

Kâzım Koyuncu hastalığı sırasında dinleyicileriyle iletişimini resmi internet sitesi aracılığıyla (www. kazimkoyuncu.com) sürdürdü. Hasta haline aldırmadan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde tedavi gören çocuklara kimseler duymadan gizlice konser verdi.

 

“Ha konser, ha kanser”

4 Şubat"ta Yeni Melek Gösteri Merkezi"nde hastalığına ve zorlu tedavi sürecine karşın izleyicisiyle buluştu. 1,5 saat şarkı söyledi.  30 Nisan 2005 tarihinde Trabzon Gazeteciler Cemiyeti"nin ödülünü almak ve Karadeniz Teknik Üniversitesi"ndeki konseri için Trabzon"daydı. ‘"Ha konser, ha kanser arada bir tek harf farkı var’" deyip şubat ayında salonu öyle bir sevgi bulutu kaplamıştı ki kimse hüzne izin vermemişti. KTÜ konseri sonrası Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından plaketle ödüllendirilen Koyuncu konser sonrası memleketi Hopa’ya gitmiş, yakınları ve sevenleriyle kucaklaşmıştı.

27 Haziran 2005 Pazartesi akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek olan ‘Hey Gidi Karadeniz’ konserine programda olmasına karşın sağlık durumu nedeniyle katılamayacağı bildirildi. Ardından hasta yattığı Amerikan Hastanesi’nden aynı gün ölüm haberi geldi. Kazım Koyuncu 33 yaşında, 25 Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı.

 

Harbiye’de Türkiye mozayiği

Kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Kazım Koyuncu için Harbiye Açıkhava Tiyatrosu"nda tören düzenlendi. Laz, Hemşinli, Gürcü, Ermeni, Kürt, Türkler’den oluşan hayranları ile Koyuncu, kardeş dillerde son yolculuğuna uğurlandı. 27 Haziran 2005 tarihinde aynı mekânda düzenlenecek "Hey Gidi Karadeniz" konserinde sahneye çıkması planlanan Koyuncu, cenaze töreninde son kez sevenleriyle buluştu. Törene Koyuncu"nun ailesi, sanatçı dostları, sevenleriyle birlikte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve Türkiye"de yaşayan tüm halklardan binlerce kişi katıldı. Gözyaşlarının sel olup aktığı törende, muhabirlerin dahi fotoğraf çekerken ağladığı görüldü.

Sahnede, üzerinde yaptığı son açıklama olan ‘Karadeniz dev bir dalgadır, özgür bir sudur’ yazılı dev pankart asıldı. Dostları ve sevenleri Koyuncu"ya son sözlerini iletti.

Koyuncu"nun cenazesiyle birlikte yürüyenlerce ‘Yaşasın halkların kardeşliği’ ‘Katil Çernobil, kaçıncı ölüm’, ‘Kâzım Koyuncu ölümsüzdür’, ‘Katil devlet hesap verecek’ sloganları atıldı.

Daha sonra memleketi Hopa’ya uğurlanan Kâzım Koyuncu’nun cenazesi, sanatçının köyü Pançol’da toprağa verildi.

Fatİh Sultan KAR

Tarih: Cuma, 07. Kasım 2008 Gönderen: lizge

KOYVERDİN GİTTİN BİZİ...

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Giriş
Seçenekler











Haber Puanlama
Ortalama Puan: 1
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

İlgili Bağlantılar

En çok okunan haber: Kültür:

son 5 Haber

Haber Arşivi