Menü
icon_home.gif Ana Sayfa
favoritos.gif Site İçeriği
tree-T.gif Resim Galerisi
tree-T.gif Arama Sayfası
tree-T.gif Özel Bölümler
tree-T.gif Serbest Kürsü
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Ziyaretçi Defteri
tree-L.gif Forum Sayfası
som_themes.gif Kültür & Sanat
tree-T.gif Türkü Sözleri
tree-T.gif Şiir Bölümü
tree-T.gif Kitap Tanıtımı
tree-T.gif Sinema Bölümü
tree-T.gif Türkü Notaları
tree-T.gif Türkü Hikayeleri
tree-T.gif Halk Müziği
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Fıkra Bölümü
tree-T.gif Sözlük Bölümü
tree-T.gif Müzik Bölümü
tree-T.gif Site Haritası
tree-T.gif İnternet Haber
tree-L.gif Atasozleri
som_downloads.gif Bilgiler
tree-T.gif Biz Kimiz?
tree-T.gif Bize Ulaşın
tree-T.gif Site Yardım
tree-T.gif Bizi Önerin
tree-L.gif Bize Link Ver
favoritos.gif Linkler
tree-T.gif İnternet Gazetesi
tree-T.gif Sosyalist Basin
tree-L.gif Turku Radyolari
icon_community.gif Üyelik Menüsü
tree-T.gif Kullanıcı Bilgileri
tree-T.gif Özel Mesajlarım
tree-T.gif Bilgilerini Düzenle
tree-T.gif Üye Listesi
tree-L.gif Yeni Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Üyelik Çıkışı
icon_members.gif Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Kullanıcı Girişi
icon_members.gif Yönetici Girişi
Haber Sitesi

Gencligin Turkusu Haber Blogu

Ayın Ozanı: Ali Asker

2 Eylül’ün getirdiği baskılar sonucu yurtdışına çıkmak zorunda kalan Ali Asker, 1954 yılında 12 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak Tunceli’nin hozat ilçesinde doğdu. Devamı
 
Gazete Sayfaları

Kose Yazilari
Aydın Ozturk
aydin@aydinozturk.net

ÖZGÜVEN VE CAHİL CESARETİ
Ferhat Tunc
ofis@ferhattunc.net

Dersim 38’le Yüzleşmek…
Halil Yuksel
yhalil56@hotmail.com

Ahhh…Munzur Gözelerinde Yüreğim Kurudu
Sumer Ezgu
info@sumerezgu.com

SARIKAMIŞ'TA DONAN ŞEHİTLER
İnternet Radyosu

Site Dergisi

Yazılarınızı ve önerilerinizi info@gencliginturkusu.net adresine gönderebilirsiniz.

Munzur'a kelepçe vuruluyor
Güncelhttp://www.dersim-spor.com/images/iupload/13.jpgEkonomik kalkınmanın vazgeçilmez araçlarından biri olarak sunulan barajlar, gerçekte yapıldıkları bölgelerdeki doğaya ve çevreye büyük zarar vererek, ekolojik dengeyi yıkıma uğratıyor.

Dünya Barajlar Komisyonu'nun barajların olumsuzluklarıyla ilgili raporlarına karşın, AKP hükümeti Dicle ve Fırat Nehirleri üzerine çevrede ve doğada büyük yıkıma neden olacak barajlar yapmaya hazırlanıyor. Dersim'de Fırat Nehri'nin önemli bir kolu olan Munzur Çayı üzerine inşa edilmek istenen 10 baraj, dünyada benzersiz bir coğrafya olan ve Milli Park statüsündeki Munzur havzasındaki yaşamı tamamen bitirecek. Bu barajlar ve termik santraller Munzur'un ve genel olarak Dersim'in ekolojisini bozacak. 84 köy göç edecek. Munzur havzası insanlar ve diğer canlılar için yaşanmaz hale gelecek. Dünya Barajlar Komisyonu tarafından yayınlanan raporları görmezden gelen AKP hükümeti, yapacağı barajların ekosisteme ve insan yaşamına olan olumsuz etkisini ise hasır altı ediyor. Bilim insanları, bitki örtüsünü ve canlı yaşamı edecek olan barajların 'ekonomik kalkınma' olarak adlandırılamayacağını ısrarla vurgulayarak, özellikle Munzur havzasının su kaynaklarının içme suyu olarak değerlendirilmesinin barajlardan elde edilecek gelirden kat kat fazlasının elde edileceğini belirtiyor. Munzur havzası, 21 Aralık 1971 tarihinde 42 bin hektarlık bir alan olan Dersim-Ovacık arası uluslararası nitelik taşıması nedeniyle 6831 sayılı kanun gereği, Milli Park ilan edildi. O günden sonra da Munzur çok sayıda bilimsel çalışmalara konu oldu. Bu çalışmalar sonunda Munzur'un değerini anlamak daha da kolaylaştı. Sonsuza dek yılda en az 30 milyar dolar gelir sağlayacak olan Munzur su kaynakları sadece 30 yıllığına, yılda en fazla 0.1 milyar dolar sağlayacak barajlarla yok edilecek. Yapılan bilimsel araştırmalar Munzur'un sahip olduğu doğal kaynakların barajlarla 30-40 yıl gibi bir süre içinde birkaç milyar dolar için yok edilmesi yerine, sonsuza kadar yılda en az 30 milyar dolar gelir sağlayacağını ortaya koymuşsa da AKP hükümeti tamamen yağmacı ve talancı bir zihniyetle Munzur'u ve dolayısıyla da Dersim'i yok edecek.

Barajların ömrü 40 yıl

DSİ'nin Munzur havzasına öngördüğü 10 baraj tamamlandığında, bu barajlar 2020 yılında faydalı ömürlerinin 2/3'ünü tüketmiş olacaklar. Ülke elektrik gereksiniminin sadece yüzde 7,5 gibi küçük bir kısmını karşılayabilmek için inşa edildiği öne sürülen bu barajlar, gerçekte 2040 yılında Türkiye'nin enerji ihtiyacının sadece yüzde 1'ini karşılayacak. Çünkü yapılacak barajların faydalı ömürleri son bulacak. Öyleyse AKP hükümeti neden ısrarla, doğa, tarih, kültür ve Bölge'nin servetlerini yok eden barajları dayatıyor? Yanıt çok basit, çünkü onların umurunda olan sadece ve sadece ülkenin doğal kaynaklarını sömürmek ve uluslar arası şirketlere bu doğal kaynakları kar için peşkeş çekmek. Munzur havzası içinde 10 baraj yapılacak. Bu barajlardan Uzunçayır ve Mercan barajlarının inşaatı tamamlandı. Uzunçayır Barajı etkisi altında yaklaşık 600 hektarlık tarım alanı kaldı. Baraj nedeniyle kamulaştırılan arazinin yüzde 80 ise tarım arazisi. Sadece 40 yıl ömrü olan barajın için harcanan para ise 110 milyon YTL. Konu ile ilgili araştırmalar yapıp tezler hazırlayan biliminsanları, Munzur Çayı'na yaplan Uzunçayır Barajı da dahil diğer 9 barajın yapılmasının Bölge için tam bir felaket olacağını belirtiyor. Bölge'nin su, tarım arazisi gibi önemli kaynakları baraj gölü altında kalacak. Bölge'de barajlar nedeniyle nemli bir iklimin egemen olmasıyla birlikte yere özgü hayvan ve bitki toplulukları da yaşam ortamlarını yitirecekler ve bu aynı zamanda tam anlamıyla bir kültürel soykırım olacak. Bölge'ye yapılacak barajların etkileri ise şöyle sıralanıyor: Erozyon artacak ve daha fazla toprak kaybı yaşanacak. Barajlarla birlikte bitki tohumlarının çimlenmesi için gerekli olan ve döşek görevi gören toprak işlevini yitirecek. Bitki tohumlarının çimlenmesi için gerekli olan ve yorgan görevi gören kar örtüsü Keban ormanlarında olduğu gibi bir daha oluşmayacak. Hava sıcaklığı artacak. Hava sıcaklığının 50 olduğu bir yerde 40 cm kalınlığındaki bir kar örtüsünün altındaki sıcaklık 0 dolaylarında olacağı için dünyada sadece Murzun havzasında yetişen endemik bitki tohumları donarak yok olacak. Yeraltı suyunu besleyen kar örtüsü erime yaparak buharlaşacak, toprak beslenemeyecektir. Eriyen kar yüzey akışına dönüşerek toprağı yıkayıp götürecek ve bu erozyona ve taşkınlara neden olacak. Dünya Barajlar Komisyonu'nun Brezilya'daki bir barajda yaptıkları ölçümler, havza içine oluşan sera gazı yayılma etkisinin çok belirgin olduğunu ve bu oranın aynı ölçekteki termik santralle eşit olduğunu göstermiştir. Barajların yapıldığı alanda baraj ömürlerinin 30-40 yıl olması nedeniyle sonrasında barajın karasal alandaki ekolojik sistem ve biyolojik çeşitlilik üzerine etkilerini azaltmak mümkün olmadığı gibi doğal yaşamın tekrar kurtarılması da olanaksız. Barajların zararlı etkileri sadece bulunduklar bölgeyle sınırlı kalmıyor. Barajlar aynı zamanda küresel ısınmaya da yol açıyor. Geçen 130 yıl içinde dünya ısısı 0,7 derece arttı ve Kuzey kutbu 1/3 oranında küçüldü. Bu ısınmaya yol açan sera gazlarının yüzde 28 baraj göllerinden kaynaklandığı ise bilimsel olarak ortaya konuldu. Su altında kalan bitkiler ve toprak barajın ömrü boyunca atmosfere karbondioksit ve metan gazı salıyor. İSTANBUL

Munzur'da neler olacak?

GAP, Bölge'nin iklimini ve doğal çevresini değiştirerek, bu Bölge'ye özgü bitki ve hayvan topluluklarını yok etti, aynı zamanda Yukar Mezopotamya uygarlığına ait binlerce yıllık tarihi, kültürel ulusal ve uluslararası miraslar ile milyonlarca yıllık doğal anıtları sonsuza dek yok etti. Munzur havzasına yapılacak 10 baraj gerçekleşirse, Bölge'nin yıllık su potansiyelinin yüzde 37.3'ü baraj göllerinde tutulacak. Mercan, Pülümür ve Munzur havzası göl haline gelecek ve Munzur'un iklim dengesi altüst olacak. Kışın kar yağışları azalacak, böylece yeraltı suları beslenemeyecek ve kaynaklar kuruyacak. Munzur dağlarında bilinen bin 518 bitki türü var. Bunlardan 43'ü bütün dünyada yalnızca Munzur'da bulunan endemik türler. Bu bitkilerin doğal alanları değişecek, büyük çoğunluğu bir daha yetişmeyecek. Çengelboynuzlu ve bezuvar keçisi, ür kekliği ve yalnızca Munzur gözelerinde yaşayan kırmızı pullu alabalık yok olacak. Bölge'nin tarım ve hayvancılığa dayanan yerel ekonomisi tamamen altüst olacak. 60'tan fazla köy sular altında kalacak ve toplam 84 köy zorunlu olarak göç edecek. Barajlar ulaşımı engelleyecek. Merkez, ilçelerden tecrit edilecek. Munzur'da herhangi bir arkeolojik inceleme yapılmamış ancak Keban Barajı havzasında paleolitik döneme ait kaya sığınakları, işlikler ve düz yerleşmelere rastlanmış. Belki de Munzur'daki tarih sular altına gömülecek. 50-70 yıl sonra barajların göl alanları bataklığa dönüşecek. Bölge'deki bitki örtüsü, iç su canlıları ve yaban hayvanları artık yok olacak. Tarihsel yerleşim alanları sular altında kalacak. Baraj rezervuarı da balçıklaşacak. Atatürk Baraj Gölü'nde su tutulmadan önce Fırat Nehri'nde yaşayan vantuzlu balık, iğneli balık, maya balığı ve bıyıklı balık türleri yok oldu. İnşaatı tamamlanan Mercan Barajı'nda henüz su tutmaya başlamamasına rağmen, suyun yönü değiştiği için susuzluktan ağaçlar şimdiden kurumaya başladı.

Suyun işletilmesi daha yararlı

Ülkenin enerji gereksinimi, barajlarla değil çevre dostu diğer yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanabilir. Munzur kaynaklarının yüzde 10'u içme suyu olarak işletildiğinde; Türkiye'deki tüm barajların sulama ve elektrik gelirinden birkaç kat daha fazla katma değer sağlanabilecektir. Bilimsel verilerle ortaya konulduğu gibi Munzur kaynakları içme suyu olarak kullanılabilecek nitelik ve niceliktedir. Bu kaynaklarının gizil gücünün yüzde 10'unun Bölge illeri ve Arap yarım adası ülkelerine piyasa değeri altında sunulması durumunda; yıllık ortalama gelir, tüm barajların enerji ve sulama getirisinin birkaç katıdır. Munzur kaynaklarını yeraltı suyu sisteminden alınan su, boru hattıyla Elazığ-Ergani-Diyarbakır üzerinden Bölge illerine ve Arap ülkelerine ulaştırmak mümkün. Başta kırk göze kaynaklar olmak üzere Munzur havzasındaki kaynakların tamamı içilebilir niteliktedir. Munzur Nehri'nin yıllık ortalama debisi 87 metreküb/s'dir. İlgili çevrelerce 20 yıl sonra su savaşlarının başlayacağı ileri sürülmektedir. ABD'nin 2003 tarihinde Irak saldırısı bu savaşların başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Fırat Nehri, Keban Barajı dahil döküldüğü Basra Körfezi'ne kadar kesimi ileri derecede kirlenmiş ve kirletilmektedir. Benzer şekilde Dicle Nehri'nin de, Dicle Barajı'ndan Basra Körfezi'ne kadar kısı da kirletilmiştir. Sanayileşme ve teknik tarımın sonucu olarak, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde hava kirliliği, dolayısıyla toprak ve su kirliliği üst düzeydedir. Arap yarımadası ülkeleri ise son buzul çağında (MÖ. 10.000 - 40.000) oluşmuş suyu işletmektedirler. Bu kaynaklar da tükenmek üzeredir. Anadolu'nun suyu en bol olarak bilinen Karadeniz bölgesinde 114 kaynak üzerinde yapılan incelemede 114 tanesi Çernobil kazası nedeniyle içilemez niteliktedir. İçilebilecek nitelikteki iki kaynakta Kuzey Anadolu sıradağlarının güney yakasında yer almaktadır. Bunların debileri de çok sınırlıdır. Güneydoğu Anadolu bölgesinde nitelikli içme suyu sıkıntısı üst düzeyde seyretmektedir. Dersim'in ise yeraltı sularına yönelik havza bazında detaylı herhangi bir çalışma yapılmamıştır. DSİ 9. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2004 yılı Yatırım Program Bütçe Takdim Raporu'na göre; Dersim'de yüzey suyu toplam ortalama akışı 3.112 hm 3/yıl, yeraltı suyu potansiyeli 2,2 hm 3/yıl olarak belirlenmiştir. Bütün bunlar göz önünde tutulduğunda; beslenme alanında hiçbir kirlilik kaynağı içermeyen Munzur su kaynaklarının ulusal servet değerindedir ve hiçbir işleme sokulmadan içilebilir nitelik taşımaktadır. Bu kaynakların sadece yüzde10'u kırk göze kaynakları oluşturuyor. Munzur su kaynaklarından Bölge'ye ve Arap yarımadası ülkelerine içme suyu sağlanabilecektir. Bununla Türkiye yıllık 32 milyar doların üzerinde bir gelir elde edebilir. Munzur su kaynaklarının onda birinin işletilmeye açılmasıyla; 3.758.400 insanın içme suyu fazlasıyla karşılanabilecektir. İşte bu noktada bir darphane niteliği taşıyan Munzur havzasında özellikle kaynakların beslenme alan noktasal, alansal ve çizgisel kirlilik kaynakların hiçbirisi yoktur veya yok denecek kadar azdır. Yapılan araştırmalar Murzur su kaynaklarının işletilmesinin çevre dostu ve daha kazançlı olduğunu ortaya koyuyor.

Barajların doğaya zararları

Barajlar doğal olmayan büyük su kütleleri yaratarak bölgenin yağış düzeninden bitki örtüsüne kadar birçok ekolojik dengesini altüst ediyor. Barajların su tutmaya başlamasından öncekine kıyasla, bölgede daha serin yaz ve daha ılıman kışlar yaşanıyor. Bölgedeki hakim rüzgar yönü değişiyor ve rüzgarın şiddeti artıyor. Göl yüzeyinden karalara doğru büyük miktarda nem transferi oluyor. Bu durumun etkisiyle sis ve don olaylarında büyük artışlar görülüyor. Dünya Barajlar Komisyonu'nun raporuna göre, baraj göllerinde tutulan suyun 'ahlakı' bozuluyor. Daha önce insanlar tarafından tüketilebilir canlılar üreten akarsuyu, tutulunca bunları öldürüyor ve bunlar yerine zehirli, virütik canlılar üretiyor. Barajların doğal ortam üzerindeki etkileri yüzünden, dünyadaki tatlı su balığı türlerinin yüzde 20'si tükenmiş durumda. Baraj göllerinde yaşayabilen balıklarda da cıva artışı oluyor. Baraj göllerinin çevresinde schistosomiassis, sıtma gibi salgın hastalıklar çıkabiliyor. Baraj sularında gelişen bakteriler barsak kanseri yapıyor. Bütün bu sebepler yüzünden ve baraj göllerinin yaşadıkları yerleri işgal etmesi sonucu dünyada 80 milyon insan göç etmek zorunda bırakılmış. 80 milyon insan, yaşadıkları, kök saldıkları, kültürlerini harmanladıkları toprakların böyle bir yeryüzü cehennemine dönüşmesini izlemek zorunda bırakılmış. Barajlar, üzerinde bulundukları akarsuyun denize döküldüğü bölgeyi de direk olarak etkiliyor. Su ile taşınan toprak ve besin azaldığından deltalar ve kıyılara yeterli gereç taşınamıyor. Kıyı içeri doğru ilerliyor ve deltaların tarımsal açıdan verimliliği azalıyor. Barajların zararlı etkileri sadece bulundukları bölgeyle sınırlı kalmıyor, barajlar küresel ısınmaya da yol açıyor. Geçen 130 yıl içinde dünyanın ısısı 0,7 derece arttı ve kuzey kutbu üçte bir oranında küçüldü. Bu ısınmaya yol açan sera gazlarının yüzde 28'i baraj göllerinden kaynaklanıyor. Su altında kalan bitkiler ve toprak, barajın ömrü boyunca atmosfere karbondioksit ve metan gazı salıyor.

SEYDA BEKRİ
Tarih: Çarşamba, 05. Kasım 2008 Gönderen: lizge

Munzur'a kelepçe vuruluyor

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Giriş
Seçenekler











Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

İlgili Bağlantılar

En çok okunan haber: Güncel:

son 5 Haber

Haber Arşivi