1967 yılında Divriği’de doğdu. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ailesi ve çevresinin bu konuda etkisi oldu. İlköğrenimini İstanbul'da tamamladı. Devamı
Maraş’ın Elbistan ilçesindeki 66 Alevi Kürt köyünü beş yıl boyunca gezen Bese Aslan, yörenin pirlerinin seslerini, deyişlerini, kılam ve starlarını ‘Pirler Divanı’ albümünde topladı.
Çok erken yaşlarda okumaya başladı. 10 yaşında Gogol’ün Ölü Canlar romanını okudu. Bu okuduğu ilk kitaptı. Yıllar sonra düşündüğünde okuduğu ilk kitabın hayatını nasıl şekillendirdiğini anlamaya başladı. Hep içinde bir şey arıyordu. İçinde kendi sesini arıyordu. Bunun için şiirler, hikayeler yazdı. Ama ne yapsa, nereye baksa, bir türlü içindeki sese ulaşamıyordu. İçindeki sesi bulmak için başka seslerin peşine düştü. Başka seslerin peşine düştükçe de farklı bir perde aralandı ona.
Peçe sessizliği sanki yırtıldı ve o peçe sessizliğinin arkasında Kürt Alevi pirlerinin asırlar öncesinden kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze taşınan seslerini duydu, kültürlerini, geleneklerini ve değerlerini gördü. Bir halkın binlerce yıllık ezilmişliğiydi gördükleri. Sonra bunları bütünleştirmeye karar verdi. Henüz genç yaşına karşın, Maraş’ın Elbistan ilçesindeki 66 Alevi Kürt köyünü boydan boya gezdi. Alevi pirlerinin sözlerini, deyişlerini günışığına çıkarmaya çalıştı. Aradığı o sese ulaştı mı? Bunu henüz kendisi de bilmiyor, ama o sesle arasındaki mesafenin giderek azaldığını hissediyor. Okuduğu ilk kitabın yıllar sonra hayatını nasıl etkilediğini şimdi yeni yeni fark etse de, aslında ona kimse ‘Oku’ dememişti. Ona belki de ‘topla’ denmişti ilkin ve o da ‘toplamaya’ başladı.
66 Alevi köyünü gezdi
Elbistan’ın 66 Alevi Kürt köyünü 2003 yılından bu yana karış karış dolaşan Bese Aslan, artık ömürlerinin son demlerini yaşayan Kürt Alevi pirlerinin seslerini, deyişlerini, kılam ve starlarını büyük sabırla ‘topladı.’ Beş yılını verdi bunun için. Elbistan’ın yaşlı pirlerinin seslerini topladıkça kendi içindeki sese biraz daha yaklaştığını hissetti. Bese Aslan, 6 Alevi Kürt dedesiyle ilgili hem Alevi kültürü açısından hem de Bölge’nin toplumsal yaşantısı ve sosyolojik durumu açısında çok ciddi bir çalışmaya imza attı. Beş yıl içinde defalarca gidip geldiği Elbistan’ın Alevi köylerindeki pirlerin seslerinden kendi deyişlerini kayıt altına aldı. Özenle ve gerçekten sabır gerektiren bir emekle hazırlanan Aslan’ın bu çalışması Kom Müzik tarafından ‘Pirler Divanı’ adıyla albüm olarak yayınlandı. Albümde Sinemilli Aşireti pirlerinden ‘Peygamberler Yatağı’ olarak bilinen Kantarma köyünden Ali Ekber Bakır, Hasan Sinemillioğlu, Mehmet Yüksel ve Veysi Erdoğan ile Gücük köyünden İbrahim Aldede, Memed Geyik’in kırık sazları, gönül açıcı sesleriyle çalıp söyledikleri ikisi Kürtçe 19 deyiş yer alıyor.
Asimilasyon çok yoğun
Elbistan’da Alevi Kürt kültürünün ve kaynaklarının tükenmeye başladığını ifade eden Bese Aslan, “Yok olmaya başlayan bu kültürün farkına varan biri olarak bu sesleri açığa çıkarıp kalıcı bir hale getirmek istedim. Görüştüğüm pirlerinin hepsi çok yaşlı insanlar ve çoğu hastalıklarla uğraşıyor ve bu insanların bellekleri de eskisi kadar güçlü değil” diyor. Bölge’de Kürt Alevileri üzerinde olağanüstü bir asimilasyon yürütüldüğünü de söyleyen Bese Aslan, “Aslında çoğu Kürtlüğünü unutmuş. Kürtlüğünün farkında olan insan sayısı çok az. Bunlar da dili vurguluyorlar. Ben özellikle bunlarla görüşmeler yaptım. Ama Kürt dedeler, stranlarını, deyişlerini Türkçe söylüyorlar. Yani şunu hissediyorsunuz, Kürtçe düşünüyorlar, ama Türkçe söylüyorlar. Bu ne kadar şiddetli bir asimilasyonla karşı karşıya kalındığını da gösteriyor. Bu insanlar artık bu kültürün taşıyıcısı olan son insanlar. Biz yapabileceğimiz kadarıyla onların belleklerinden bu tarihi süzmeye çalışmalıyız” diyor. Pirlerin Alevi toplumunun temsilcileri olduğunu ve ibadet, kültürel ve sosyal hayat içinde önemli bir yerleri olduğunu belirten Bese Aslan şöyle devam ediyor: “Aleviler sürekli dağ köylerinde yaşamışlar ve kapalı bir topluluk. Ama bu kapalılığa rağmen geleceğe umutla bakan bir insan felsefesine sahipler. Dedeler toplumun lideri durumundalar, toplumu yönlendiriyorlar, toplum içindeki sorunları çözüyorlar. Sözleri dinlenen insanlar bunlar. Ama 1970’li yıllarda gençlerin sosyalist fikirlere yönelmeleri sonucu dedelere pek iyi bir gözle bakmadılar, tabii dedeler de onlara ‘bizim toplumumuzu bozacaklar’ gözüyle baktılar. Bu bir çatışma da yarattı. Ve giderek gençlerle dedeler arasında büyük bir uçurum oluştu. Bu uçurum bugüne kadar devam etti ve gençler artık dedesini tanımıyor, kültürünü bilmiyor. Ama bugün çok iyi anlaşılıyor ki, Alevilik inancı ile o dönemde gençlerin savundukları sosyalist fikirlerin pek çok ortak yanları var.” Son birkaç yıldır sözlü kültüre önem verildiğini ifade eden Aslan, “Kürt kültürü ve dilinin bugün ayakta kalmasını binlerce yıldır devam eden bu sözlü kültüre, dengbêjlik ve pirlik geleneğine borçluyuz” diyor.
İki Kürtçe deyiş var
Çalışmayı yaparken çok zorlandığını ifade eden Aslan, “Bunun derdi, acısı da oluyor. Ama benim beklediğim sadece bu tür çalışmalar yapacak bir araştırma merkezinin oluşturulması ve bu alanda ciddi çalışmaların yapılması. Artık bu tür çalışmaları yapabileceğimiz kurumlara ihtiyacımız var. Yok olacak bu kültürü gelecek kuşaklara böyle aktarabiliriz. Benim beklentim bu” diyor. Kendisinin de Alevi kültürü içinde büyüdüğünü ifade eden Bese Aslan, Alevi kültürün felsefesini ise şöyle tanımlıyor: “Alevi kültürü, gelişmeye, ilerlemeye yönelik bir felsefedir. Benim üzerimde etkileri yoğun bir kültürdür. Bütün bunları yarına taşımak isteği oluştu içimde. Duyarlılık gösterilmiyor bu alana. Ama maalesef hızla bu yaşlılarımız da dünyaya veda ediyorlar ve onlarla birlikte büyük bir kültür de yok oluyor.” Albümde yer alan deyişleri dedelerin kendilerinin seçtiğini ifade eden Aslan, sözlerini şöyle noktaladı: “Birçok deyiş söylediler, ama albümdeki deyişlerin olmasını kendileri istediler. Belki bunu daha güzel söylediğini hissetmiştir ya da bunu daha çok seviyordur bunun için böyle istemişlerdir. Albümde iki Kürtçe deyiş var. Maalesef dedeler Kürtçe söylemiyorlar. Bunun baskılarla, asimilasyon politikasıyla ilgisi var. Bu iki Kürtçe deyişi de çok zor söylettim. Kendi aralarında elbetteki Kürtçe söylüyorlar, ama böyle bir çalışmada söylemek istemediler. Hala kaygıları var. Çünkü herkesin de bildiği gibi Maraş ve Elbistan’da çok kötü şeyler yaşandı.”
Aldede artık yaşamıyor
Albümde deyişleriyle yer alan 6 dededen biri olan 1936 yılında Gücük köyünde doğan İbrahim Aldede’nin albüm çıkmadam önce 15 Ocak’ta bu dünyadan göç etmesinden oldukça etkilenen Bese Aslan, “Bugün albümde deyişleri olan Aldede artık yok bu dünyada. Ama onun sesi bize kaldı’ diyor. Albümde yer alan 19 deyişi Sinemilli Pirlerinden İbrahim Aldede (1936), Ali Ekber Bakır (1941), Hasan Sinemillioğlu (1930), Mehmet Yüksel (1920), Memed Geyik (1933) ve Veysi Erdoğan (1937) adlı dedeler seslendiriyor. Albümde Kantarmalı Pirlerden Ali Ekber Bakır ‘Hikmeti Lokmana Sor’, ‘İnsanlık Yolu’ ve ‘Pazar-ı Aşk’ ile Hasan Sinemillioğlu, ‘Eli Boş Olmaz’, ‘Ey Kaşı Keman’ ve Pir Sultan Abdal’a ait ‘Güzel Şahım’, Mehmet Yüksel, ‘Hakkı Bağışla’, ‘Derdi Verdin’, ‘Cemal Hakka’ deyişlerini söylerken, Veysi Erdoğan da ‘Derde Düşen åşıklar’ deyişi ve ‘Hak İçin Bir Niyaz’ duazıimamıyla yer alıyor. Albümde ayrıca Gücük’lü Memed Geyik dede de Şah Hatayi’nin ‘Ali’dir Ali’ deyişi ile ‘Muhabbed Dostum’, ‘Kusur Senin İmiş’ ile ve bir de ‘Havolê Mîn’ adlı Kürtçe deyişi söylüyor. Albümde yer alan Aşık Sıtkı’ya ait, ‘Bugün Seyre Çıkmış’, Fuzili’nin ‘Beni Candan Usandırdın’, ‘Semah Erenlerindir’ ve Gevheri’ye ait ‘Ela Gözlerini Sevdiğim Dilber’ adlı deyişleri söyleyen Gücüklü İbrahim Aldede’nin ise albüm çıkmadam önce dünyadan göç etmesi, ‘Ölü Canlar’ın deyişlerinin nasıl ölümsüzleştirileceklerinin yollarından birini sanki bize gösteriyor.