Menü
icon_home.gif Ana Sayfa
favoritos.gif Site İçeriği
bar.gif Resim Galerisi
tree-T.gif Forum Sayfası
tree-T.gif Arama Sayfası
tree-T.gif Özel Bölümler
tree-T.gif Serbest Kürsü
tree-T.gif Linkler
tree-L.gif Ziyaretçi Defteri
som_themes.gif Kültür & Sanat
bar.gif Türkü Sözleri
tree-T.gif Şiir Bölümü
tree-T.gif Kitap Tanıtımı
tree-T.gif Sinema Bölümü
tree-T.gif Türkü Notaları
tree-T.gif Türkü Hikayeleri
tree-T.gif Halk Müziği
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Fıkra Bölümü
tree-T.gif Sözlük Bölümü
tree-T.gif Müzik Bölümü
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Videolar
tree-T.gif MediaStream
tree-L.gif Site Haritası
som_downloads.gif Bilgiler
tree-T.gif Biz Kimiz?
tree-T.gif Bize Ulaşın
tree-T.gif Site Yardım
tree-T.gif Bizi Önerin
tree-L.gif Bize Link Ver
favoritos.gif Linkler
tree-T.gif İnternet Gazetesi
tree-T.gif Sosyalist Basin
tree-L.gif Turku Radyolari
icon_community.gif Üyelik Menüsü
tree-T.gif Kullanıcı Bilgileri
tree-T.gif Özel Mesajlarım
tree-T.gif Bilgilerini Düzenle
tree-T.gif Üye Listesi
tree-L.gif Yeni Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Üyelik Çıkışı
icon_members.gif Kullanıcı Kaydı
icon_members.gif Kullanıcı Girişi
icon_members.gif Yönetici Girişi
Haber Sitesi

Gencligin Turkusu Haber Blogu

Ayın Ozanı: Cengiz Özkan

1967 yılında Divriği’de doğdu. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ailesi ve çevresinin bu konuda etkisi oldu. İlköğrenimini İstanbul'da tamamladı. Devamı
 
Gazete Sayfaları

Kose Yazilari
Aydın Ozturk
aydin@aydinozturk.net

ÖZGÜVEN VE CAHİL CESARETİ
Ferhat Tunc
ofis@ferhattunc.net

Alevi sorunuyla yüzleşmek…
Halil Yuksel
yhalil56@hotmail.com

Ahhh…Munzur Gözelerinde Yüreğim Kurudu
Sumer Ezgu
info@sumerezgu.com

SARI ZEYBEK VE SON BALO
İnternet Radyosu

Site Dergisi

Yazılarınızı ve önerilerinizi info@gencliginturkusu.net adresine gönderebilirsiniz.

..:: Gencligin Türküsü Forum Bölümü ::.. Sisteme girmen gerek


Aşağı git
« Ön  Diğer »
küçükten büyüğe do;ğru sırala büyükten küçüğe doğru sırala      print
Konuyu açan: Konu: Bir Şehir: SİVAS!
Ziyaretçi

Ziyaretçi
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 16/12/2007 Saat 12:00 New
tüyleri diken diken eden katliam..şunu da ayrıca ifade etmek gerekir.her 2temmuz günü bu katliam kınanırken,hemen aynı zaman diliminde gerçekleşterilmiş olan başbağlar katliamının es geçiliyor olması rahatsızlık vericidir.insanlar öldürüldü diye mi katliam kınanıyor yoksa öldürülenlerin siyasi görüşleri nedeniyle mi bu yapılmakta?şayet ilk olasılık ise başbağlar köyünde öldürülenler insan değil miydi?amip falan mı yoksa ben mi yanlış biliyorum?peki öyleyse nerede benim ülkemin aydınları?niye hiç o katliamdan dem vurmazlar?yok eğer ikinci olasılık ise bu da öldürülen insanlarayapılmış büyük bir saygısızlıktır,zira onların aziz hatırasına istinaden kendi siyasi ve ideolojik görüşlerinin propagandasını yapıyorlar demektir.adeta ulan iyi ki bu olay oldu,bize de kendimizi ifade etme olanağı çıktı demekte olabilirler içlerinden..zannımca bu çelişkiler giderilmeden gösterilen tepkilerin,dile getirilen söylemlerin samimiyetine inanmak mümkün olmayacak..
susturulmak istenen neydi,sazlar,şiirler,bilim adamları mı?
Site kurucusu
***

lizge
Cevaplar: 38
kayıt olmuş: 28/1/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 26/6/2008 Saat 22:00 New
İnsanlığın aynasına baktıkça, o aynadan kan aktıkça "Daha kaç katliam? Daha kişi ölmeli?" diye sorasın gelir.

Sorma.

Çünkü alçaklığın karnı doymaz hiç. Kaç Türk, kaç Kürt, kaç Ermeni, kaç Alevi, kaç çocuk ölmeli, diye sorma.

Alçaklığın ve cehaletin matematiği böyle.

Binlerce gövdeyi, hayatı, sözü, anlamı, kalın, yağlı bilekleriyle tek bir darbede sonsuza gönderebilir. Yok ettikçe acıkan bir matematiği var cehaletin. Sevgilerle, kitaplarla, düşüncenin kederli geceleriyle, aşkın hummalı sabahlarıyla kurulmuş bir insanı, bütün o emeği, gözünü kırpmadan yok edebilir.

Sözü yoktur cehaletin.

O yüzden keser söz sahibi gırtlağı. Gözü yoktur. Bıçakla gözleri oyması bundan. Endazesi yoktur. Anlamaz kendinin dünya karşısında hiç çektiğini.

Cahil olmayan anlar onun neden böyle vahşi olduğunu ama o, cahil olmayanı anlamaz. Bu yüzden hep işi kolaydır cehaletin. Kesip atar. Kestirip bütün karmaşıklığını hayatın, tek bir cümleye düşürür bütün varoluşu:

Ben buradayım ve onu öldürebilirim.
Vurabilirim.
Yıkabilirim.
Kırabilirim.

Böylece bütün dünyayı kendime benzetebilirim.
Dünya bana benzesin!

15 yıl sonra neden?

Ve eyleme geçer.

"Hiçbir şey eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç olamaz."

Bu cümle, Genco Erkal'ın "hazırlayıp" yönettiği "Sivas '93" adlı oyundan alınma. Erkal'ın Sivas Katliamı'ndan sonra hazırlanan tutanaklardan yola çıkarak yazdığı metin bir belgesel eşliğinde sahneleniyor. Nurdan Arca'nın hazırladığı belgesel perdeye yansırken, oyuncular o günleri tam bir tanıklığı yenileme mantığı içinde oyunlaştırıyor.

Erkal'ın söylediği şu:

Oyuna kendisinin eklediği bir tek cümle bile yok. Her şey tutanaklardan.

Bana sorarsanız bu, büyük unutuşa karşı gerçekleştirilen bir "tanıklığı yenileme" eylemi. Tanıklık üzerine konuşma değil, olayı yeniden canlandırma.

Bazı gazeteciler, internetten okuduğum kadarıyla yaptıkları röportajlarda Erkal'a "Niye 15 yıl sonra Sivas?" diye sormuşlar. Bu enteresan bir sorudur.

Sorunun içindeki sorular

Soru soranın, kendinin de farkında olmadığı bir yerleşik yargısını ifade eder. Şöyle cümleler vardır sorunun içinde:

15 yıl çok uzun zaman.

15 yılda bu olay unutulurdu/unutuldu/unutulabilir.

Yeniden niye anlatıyorsunuz Sivas'ı?
Anlatılmalı mı?

Oysa şöyle düşünebilirsiniz:

Çocuğunuzun öldürüldüğünü kaç yılda unutabilirsiniz? 15 yıl çocuğunuzun öldürüldüğünü unutmak için yeterli midir?

15 yıl geçtikten sonra bir daha hiç çocuğunuzun ölümünü anmaz mısınız?

Anmamalı mı?

Unutma terbiyesi...

Unutmak bu ülkenin hastalığı değil. Bu ülkeye öğretilmiş bir yaşama kültürü, bir siyasi kültür. Çünkü hatırlamaya başlarsa önceki unutuşunun altında ezileceğini sanıyor. Hatırlamanın sözde iç barışı bozacağını sanıyor. Oysa unutuş her gün yeniden, hiç beklemediğimiz anlarda ortaya çıkarak yıkıyor içimizdeki, dışımızdaki barışı.

Unutmak, her seferinde "eyleme geçmiş cehalete" bir madalya takıyor. Unutmak, eyleme geçmiş cehalete yardım ve yataklık etmektir. Suçu paylaşmaktır.

Hatırlamak nedir?

Unutmamak, hatırlanan şeyle yatıp kalkmak değildir. Hatırlanması gereken üzerine düşünme, yaşananı kabullenme meselesidir. Bir toplumun geçmişiyle hesaplaşması, yaşanılanları hak ettiği yere koyup, "Bunu yapan bir kaç kişiydi" diyerek olaydan sıyrılmama cesaretidir.

"Sivas'ı bırakın, Başbağlar'a bakın" demek hesaplaşmak değildir. Hem mağdurun yasıyla hem de failin suçuyla adam gibi ortaklaşmaktır. Çocukça tekrar ettiğimiz yas tutma beceriksizliğimizi gidermek, yetişkin gibi davranmayı sağlamaktır hatırlamak.

Erkal ve arkadaşlarının yaptığı şey de budur.

ECE TEMELKURAN - Eyleme Geçen Cehalet / Milliyet
http://www.milliyet.com.tr/2008/01/23/yazar/temelkuran.html

2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde Yobazlarca Yakılan 35 Canı Unutturma! Sivas Madımak Katliamı'nın 15. yılında profil fotoğraflarımız konuşsun... "Hiçbir şey eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç olamaz. Yakılan insanlıkla bu defa yüzleşin... Madımak Oteli, müze olsun!"
http://www.facebook.com/group.php?gid=16798132962

CAN DÜNDAR'ın yönetmenliğini ve sunumunu yaptığı "O GÜN" Belgeseli (Sivas Madımak Katliamı):
http://www.izlesene.com/izle/mad%C4%B1mak-madimak-sivas-ola yi/4161150539

SEZEN AKSU - Kavaklar (Söz: METİN ALTIOK / Müzik: ONNO TUNÇ):
http://www.izlesene.com/video/nostalji-sezen-aksu---kavakla r--canli---hisar-89-/42858

SİVAS'93 (Dostlar Tiyatrosu) - Yazan Yöneten: GENCO ERKAL / Müzik: FAZIL SAY:
http://www.facebook.com/group.php?gid=32586680380

Madımak Oteli Müze Olsun! :
http://www.facebook.com/group.php?gid=6641848036

"Sivas Katliamı" veya "Sivas Madımak Olayı", 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 yazar, ozan ve aydının ve iki otel görevlisinin yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir...

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü...

Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti...

2 Temmuz 1993 günü, organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi...

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı...

Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu...

Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü...

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi.

Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi...

Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı.

Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi...

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katlıamın "Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.

Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapisanede ziyaret etti.

Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.

Sivas Davası, İstiklal Mahkemeleri sonrasinda, tek bir davada bu kadar çok idam cezasinin verildiği ilk davadır.

Hayatını kaybedenler

* Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi
* Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı
* Gülender Akça - 25 yaşında
* Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar
* Ahmet Alan - 22 yaşında
* Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci
* Sehergül Ateş - 30 yaşında
* Behçet Aysan - 44 yaşında, şair
* Erdal Ayrancı - 35 yaşında
* Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
* Belkıs Çakır- 18 yaşında
* Serpil Canik - 19 yaşında
* Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
* Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
* Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
* Serkan Doğan - 19 yaşında
* Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
* Murat Güneş Murat Gündüz - 22 yaşında
* Gülsüm Karababa -22 yaşında
* Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair
* Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist
* Koray Kaya - 12 yaşında
* Menekşe Kaya - 17 yaşında
* Handan Metin - 20 yaşında
* Sait Metin - 23 yaşında
* Huriye Özkan - 22 yaşında
* Yeşim Özkan - 20 yaşında
* Ahmet Öztürk - 21 yaşında
* Ahmet Özyurt - 21 yaşında
* Nurcan Şahin - 18 yaşında
* Özlem Şahin - 17 yaşında
* Asuman Sivri - 16 yaşında
* Yasemin Sivri - 19 yaşında
* Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı
* İnci Türk - 22 yaşında
* Kenan Yılmaz - 21 yaşında

Sivas Katliamı üzerine bestelenen eserler

* Edip Akbayram, Türküler Yanmaz
* Emekçi, Sivas Ağıdı
* Grup Yorum, Sivas (Gün Tutuşur)
* Mahzuni Şerif, Sivas Dramı
* Zülfü Livaneli, Yangın Yeri
* Almora, Güneşin Ozanları
* Radical Noise, Çığlık
* Akın Eldes, Madımak
* Moğollar, Issızlığın Ortasında
* Antisilence, Died On 2nd Of July
* Aşık Gülabi, Sivas Madımakta Canlar
* Metin - Kemal Kahraman, Renklerde Yaşamak
* Ferhat Tunç,Kızılırmak Boylarında Bir Şehir

Literatürde Sivas Katliamı

* Zeki Büyüktanır, Madımak Çığlığı, Can Yayınları (Ali Adil Atalay), İstanbul, Ekim 2006, ISBN 9789756358788
* Hikmet Çetinkaya, Zambak Sana da Bulaştı Kan, Çağdaş Yayınları, İstanbul, Şubat 1997
* Soner Doğan, Sivas: 2 Temmuz 1993, Ekim Yayınları, İstanbul, Mart 2007, ISBN 9789750109119
* Aziz Nesin, Sivas Acısı, Adam Yayınları, İstanbul, Temmuz 1995, ISBN 9754183244
* Öner Yağcı, Sivas'ı Unutmak, İleri Yayınları, İstanbul, Mayıs 2006, ISBN 9789756288108
* Lütfi Kaleli, Sivas Katliamı ve Şeriat, Alev Yayınları, İstanbul, Ağustos 1995, ISBN 975335

Sahnede Sivas Katliamı

Genco Erkal'ın yazıp yönettiği Sivas '93 adlı belgesel tiyatro oyunu, 11 Ocak 2008'de yoğun güvenlik altında Muammer Karaca Tiyarosu'nda sahnelendi. Belgelerden yararlanarak yazılan oyunun anlatıcıları arasında Genco Erkal'la beraber Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan ve Şirvan Akan yer aldı. Oyunun müziğini Fazıl Say besteledi.

İlk geceye oyun müziğinin bestecisi Fazıl Say'ın yanı sıra Ankara'dan şehit aileleri, Lütfi Kaleli, Zeynep Altıok, Demet Tuncer, Zerrin Taşdemir, Avukat Şenal Sarıhan, Serdar Doğan, Tarık Akan, Yavuz Bingöl, Mazlum Çimen, Berhan Şimşek gibi isimler katıldı. Pir Sultan Abdal Derneği başkanı Kazım Genç, tiyatroya bir plaket verdi, şehit yakınları oyunculara kırmızı karanfiller sundular...

Dostlar Tiyatrosu’nun Basın Açıklaması'ysa şöyle:

Afife Ödülleri seçici kurulunun tiyatromuza verdiği “Mansiyon Ödülü” üstüne çok düşündük. Sonunda kararımızı verdik. Biz bu ödülü istemiyoruz ve gidip almayacağız...

SİVAS 93 üç ay içinde 74 kez oynanarak 36 850 kişiye ulaştı. Seyircinin sağduyusu, bu oyunu mansiyondan çok daha değerli bir ödüle layık gördü...

Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı Türkçe Sözlük şöyle diyor:

“Mansiyon: Bir yarışmada konulan ödüle yeterli nitelikte görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan yapıta verilen derece.”

Oyunumuzla ilgili böyle bir değerlendirmeyi kabullenmek yaptığımız işe saygısızlık olur, Sivas’ta yitirdiğimiz insanların anısına saygısızlık olur.

Bu ödülün ilk kez geçen yıl Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’na verildiğini biliyoruz. Daha çok amatör tiyatroları özendirmek, onların çalışmalarına dikkat çekmek için oluşturulduğu anlaşılan bu ödülün, 39 yıldır tiyatroya emek veren bir topluluğa verilmesini de son derece yakışıksız buluyoruz.

Bir de “cesaret” konusu var. Basına yapılan açıklamada, “böyle bir oyunu oynama cesaretini gösterdikleri için bu ödülü veriyoruz” diyorlar. Bugüne dek dünyanın hiçbir yerinde bir sanat eserinin “cesaret” nedeniyle ödüllendirildiğini duymadık. Afife seçici kurulu bir ilke imza atıyor. Gelecek yıllarda “haysiyet”, “nezaket”, “vatanseverlik” gibi konularda da ödül vermeleri uygun olur...

SİVAS 93’ le “en iyi müzik” dalında aday olan Fazıl Say da Dostlar Tiyatrosu’yla tam bir görüş birliği içinde adaylıktan çekildiğini açıklamış bulunuyor..
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 1
« Ön  Diğer »        print
Yukarı git


mxBoard, © 2006 by pragmaMx.org, based on eBoard, XMB and XForum

0,167 saniye - 18 queries