
Gerek sanatçı kişiliği gerek siyasal duruşuyla halkın gönlünde saygın bir
yer kazanmış olan Ali Asker’le Aleviler Birliği için yapılan
söyleşi:
DEVRİM:En baştan başlayalım.Çocukluğunuzdan..
Ali Asker: 1954 de Tunceli/Hozat da doğmuşum.Babam
Dervişcemalli.ilkokul 4.sınıfa kadar Hozat’taydım.sonra 3 yıl kadar
Elazığ’da kaldım ve tekrar Hozat’a döndüm.Çocukluğumdan beri
hep türkü söylerim.Anam ,dayım ve babam o yıllar deyişler okurdu. Ben
babamın sazını alır,akort yaparken tellerini koparırdım.Babam ablamın
ölümünden sonra 1961’lerden sonra türkü söylemedi. Biz 12
kardeştik.Misafir sever bir aile idik ve derin sohbetler içinde
büyüdüm.Türkü sevdam böylelikle ilkokulda başlamıştı.1967 de ekonomik
sıkıntılar nedeniyle Elazığ’a taşındık.Hozat garajının orda kristal
otelin altında kristal kahvesi vardı ,babam orayı işletirdi,ben garsonluk
yapardım.o sıralar Mahsuni,Kul Ahmet,Osman Dağlı, Elazığ da konserleri
olduğunda kristal otelde kalırlardı,ben de onlara çay götürdüğüm için arada
söyleşmek fırsatım olur,türkü söylediğimi bildikten sonra bana arada
türküler söyletirlerdi.Konserlerinde tek bir türkü söylemek isterdim,kabul
ederlerdi.
O yıllarda okuduğum Pir Sultan,Nesimi deyişleri ve Mahsuni ve halk
ozanlarının türküleriydi.1968de Elazığ halk evinde ders almaya başladım.O
çalışmalar sırasında Keban barajı yapım aşamasında Keban konserleri
vardı.ben de sahnede 1 türkü söyleyecektim.hatırladığım kadarıyla kırmızı
gül türküsünü okurken 2 .kıtaya geçerken unuttum.Mikrofonu kontrol etmeyi
bilmediğimden ağzımda mikrofonla ‘abi unuttum,bana hatırlatır
mısınız’ dedim.O anda halktan bir alkış koptu.Ben orada halkın
samimiyeti ,sıcaklığıyla tanıştıktan sonra sahneden ayrılamaz oldum.
Alevilik öğretisi gereği ayrımsız insan sevgisi duygularıyla yoğrulmuştur
türkülerim.O dönemde Tunceli’deki sıkıntılar bizi değişik düşüncelere
itti.O dönemler gazetelerde sansür bu derece yoktu,Mahirlerin,Denizlerin
haberlerini gazetelerden ve dostlardan öğrenip,o süreci yakinen takip
etmeye başladık.Günün koşullarından etkilenerek benim
sözlerim,şiirlerim,müziğim değişmeye başladı,bugünkü müziğim şekillenmeye
başladı.
DEVRİM:Okul yıllarınızdan söz eder misiniz?
A.Asker:Okul döneminde ekonomik sıkıntılarımız çoktu.Askeriyeden
ekmek kırıntılarını toplar yenebilecekleri eve götürür,yenemeyecek
durumdakini tavuklara yem ederdik.Bu sıkıntılar ders ve okul hayatımı
olumsuz etkiledi.Ben ve ağabeylerim ekmeği düşünür olduk ve okuldan
soğuduk.oysa okumayı severdim ki Hozat’ta lise yok diye
Ankara’ya gittim.
DEVRİM:Bu arada siyasi çizginiz nasıldı?
Ali Asker: 1974 de Ben de bu politik sürecin içinde olmalıyım deyip
yeterli olduğumu düşünerek Hozat’ta bir dernek kurduk.Köyden köye
koşturup çalışıyorduk.Halkın sıkıntılarını ,sorunlarını
dinliyorduk.Faaliyetlerimizi geniş bir gençlik katılımıyla
sürdürüyorduk.Süreç içinde doğrularla yanlışlarla çalışmalarımızı
sürdürdük.
Doğu Anadolu da ki alevi yapılanması diğer bölgelere göre daha doğal
kalmıştır.Eskilerden beri Alevilerin yerleşim yerleri derin
vadiler,kırsallar,ekime elverişsiz,susuz araziler olmuştur.Çünkü zamanın
kolluk kuvvetlerinden kaçış ancak bu şekilde olmuştur.Ben Alevilerden kin
,nefret sözleri duymadım hiç.Hep insan olanı sevmeyi duydum ,öğrendim ve
işte bu hamurla o dönem Türkiye’sinde,ezilenin yanında olmak
güdüsüyle
Denizlerin ,Mahirlerin yanında olmak durumundaydık.Bu sadece Alevilerin
değil,dünyada tüm ezilen sömürülen,renginden dilinden,ırkından dolayı
horlanan insanların sorunuydu.Emek-sermaye çelişkisinin sonucuydu.Sınıfsal
mücadele içinde Alevilerin söylemleriyle paralel yönler buldum.
Ankara’daki öğrenimime ekonomik sıkıntılar nedeniyle ara vermek
zorunda kaldığımda boş gezmemek için terzi olan ağabeyimin yanında
çalışmaya başlayarak terzilik öğrendim.
Sıkıntılar nedeniyle ara verdiğim lise öğrenimime Hozat’ta lise
açılmasının ardından,beni sağ olsunlar çok seven öğretmenlerin yoğun
ısrarları ve beni liseye kaydettirmeleri üzerine yeniden
başladım.Terzilik,politik çalışmalar,okul derken hep koşturmayla geçti o
yıllar .Bu emeğe saygı da vardıJ.Korkunç günler
,gözaltılar,işkenceler…neler gördük.
12 eylülden 1 hafta sonra benim kardeşim Zeynel Abidin Ceylan Ankara
Aktepe’de yakalandı. Görenlerin söylediğine göre epey bir
dövülmüştü.Bu olaydan 3 gün sonra bir gece içimde bir sızıyla uyuyamadım.O
günün akşam üstü ağabeyimi aradım.İşyerinden arkadaşı çıktı ve benim kim
olduğumu bilmeden ,ağabeyimin Zeynel adlı bir öğretmen kardeşi olduğunu ve
işkencede öldürüldüğünü bana söyledi.Telefonu o şaşkınlıkla kapatıp tekrar
telefon açtım ‘son söylediğinizi anlamadım’ dedim. Arkadaş
tekrar söyledi.Teşekkür edip telefonu kapattım, şaşkınlıkla kıpırdayamadım
,ağlayamıyorum da. Sonra kendimi toparladıktan sonra eve gittim.Eş dost
toplanmışlar.babam beni çekti bir kenara.Cenazeyi Hozat’a götürecek
paramız olmadığını ayrıca Hozat da ki hassas durum nedeniyle cenazeyi
götürürsek orada çıkacak muhtemel olaylarda başka gençlerin
katledilebileceğini söyledi.Çözüm üretmek istiyordu.Sorun sadece para
olsaydı bir yerlerden borç alır cenazeyi memleketimize götürürdük.Ama
olayın diğer kısmı korkunç olurdu . Babama ‘kardeşimi Karşıyaka
mezarlığına götüreceğiz.Denizlerin yanında yatacak’ dedim.Böylece
cenazemizi Karşıyaka’ya gömdük.
Daha sonra ben yakalandım.Devrimci Yol toplu davasından yargılandık.2
yıldan fazla cezaevinde kaldım.Dışarıda da sağlık sorunlarım vardı,içerde
bu rahatsızlığım arttı.Bu zor dönemin ardından dışarı çıktım.Bursa Eğitim
Enstütüsüne kaydımı yaptırmıştım.İşgal kırılmıştı ama asker
kaçağıydım,tekrar aranır duruma düşmüştüm.Sağlığım askerlik için elverişli
değildi.Türkiye’deki ortam çok kötüydü ve bizim için çok
tehlikeliydi.Ölümler,açlık grevleri,faili meçhul
cinayetler…Yurtdışına çıkmama karar verdik ,arkadaşlarım beni
yurtdışına çıkardılar.Orada da mücadelemize devam etmeye çalıştık,boş
durmamaya karar vermiştik artık.
DEVRİM:Bugünkü toplum yapısı?
Ali Asker:Bugün,12 eylülün yarattığı kimliksiz toplum,kendi
sorunlarından ve toplumsal sorunlardan uzak duran bir gençlik
oluşturuldu.halk adına,sosyal demokrasi adına,Deniz Baykal’ın da
başında olduğu bir parti ve birçok parti daha halkın gözü içine bakarak
yalan söylemekte..Maraş,Malatya ,Sivas,onlarca katliam yaşandı.dün
katledenler bugün Alevilere sahip çıkıyorlar.insanlar değişebilirler ama
ben bu samimiyete inanmıyorum.
Biz onurlu bir dünya yaratmak istiyorsak temiz ,pak ,hırsızsız ,soygunsuz
bir dünya istiyorsak yıllarca kandığımız boş,asılsız ve çıkar amaçlı
söylemleri iyi irdeleyebilmeli ve bundan sonra adımlarımızı bu niyetle
atabilmeliyiz.
DEVRİM:Alevilerin duruşu ve başlarına gelenler?
Ali Asker:Her toplum içinde yaşanabilecek değişimler Alevilerde de
yaşandı.yavuz sultan selim döneminde kundakta bebeğin bile yaşatılması
istenmeyen bir dönem yaşanmıştır,katliamlar yaşanmıştır.Ben bunu kin nefret
güdelim anlamında söylemiyorum ama insanlar geçmişlerini bilmelidir.
Açlıklar ve diğer nedenlerle Anadolu sürekli göç alan ve bugünkü kozmopolit
yapısına ulaşmıştır.
Aleviler de bu topraklarda büyük bir nüfusa sahiptir.Alevilerin cumhuriyet
öncesi ve sonrası bir arada kalmaları sakıncalı görüldüğü için
dağıtılmış,ve Anadolu’nun ücra noktalarına , ekilip
biçilmeyecek,mağduriyet bölgelerine sürülmüşlerdir.Ama bugün o noktalar
turizm bölgesi olarak seçildiği için belki üzülüyorlardır.
DEVRİM:Aleviler size göre bir dinsel sınıf mıdır?
Ali Asker: Aleviliği ben bir din olarak görmüyorum.Bir yaşam
biçimi,bir felsefedir ,enel hak felsefesidir.Aleviler
kendilerinin,çocuklarının gelecekleri için kimliklerini
saklayıp,ibadetlerini de gizli yaparlardı.ben bunları yaşadım.Şu evde cem
yapılacak diye gizliden duyurulur,sonra o köy civarındaki belli kilit
noktalara gözcüler yerleştirilerek nöbet tutturulmak suretiyle cem
yapılabilirdi.
1983de Ankara- Gölcük’te ordu sözüm ona alevi liderleri
toplayıp,politik manevra olarak Alevileri koparmak ,ayrıştırmak
istiyorlardı,ve kısmen bu konuda başarılı olmuşlardır.
Şimdi aleviler bir sarhoşluk yaşıyorlar.çünkü yeni kendilerini ifade
edebilme şansı yakalıyorlar.
Alevileri yerleşim yerlerinde evlerinde çarpılar koyarak ,evleri basarak
kadın çocuk demeden katleden zihniyet var.Binlerce insan yakın tarihimizde
bu şekilde katledilmiştir..Öncesi de şimdi yaşamayan insanların
anlattıkları ve tarihten de gördüğümüz şu ki,aleviler sürekli katliamlara
maruz kalmışlardır.Dün katledenler bugün alevi savunucusu kesildi. Biz
maskeli balo yapmıyoruz,dejenere yaşam tarzı sürmüyoruz.Aleviler nasıl
yaşıyor gelip görsünler,Alevilikte kadınların yerini,çocuğa bile söz hakkı
verildiğini görsünler.
DEVRİM:Peki,bugün Alevilerde katliamlara ve diğer baskılara karşı
toplu halde bir duyarlılık görüyor musunuz, yani sosyalizmi gerçekten
anlayıp,sindirip mi yaşıyorlar,yoksa kaba bir tabirle güdüsel olarak mı?
Ali Asker :Hayır.Bugün Alevilerin ne kadarı Pir Sultan’ın
türkülerini söylemekle yetinmeyip anlıyorlar.Bu seçim döneminde
Alevileri,Kürtleri hedef olarak gösteren insanlara aleviler neden prim
veriyor. Toplum çok unutkan, hafıza çok zayıflamış,balıkların 3 saniye ise
artık bizlerin hafızası 3 gün.
Çoğu gençler bencil,duyarsız.Eğitim dershanelere endekslenmiş,harada koşan
atlara benzetilen çocuklarımız .Aileler geçim sıkıntısında ,elektrik,su
,kira,dershane parası….bu sistem ladestir,bile bile
ladestir.insanları hırsızlığa ,yolsuzluğa ,dolandırıcılığa teşvik
etmek,çanak tutmaktır.Bu durumda insanların sorgulaması gerekir.Halkın
sesine kulak vermeyen,eskiden vaat ettiklerini gerçekleştiremeyen partilere
karşı tepki gösterilmelidir.ama bugün halkın partisi adıyla çıkan
parti,MHP’den AKP’den oylar toplayarak,kendi içindeki duyarlı
insanları,duyarlı sivil kuruluşları kendisinden soğutan,uzaklaştıran bir
parti vardır.
DEVRİM:Sizin siyasal kişiliğiniz sebebiyle bolca siyaset
konuştuk.sanatçı kimliğinize gelirsek ,emeğinizi vererek sanat
üretiyorsunuz,karşılığını alabiliyor musunuz?
Ali Asker: Sanatçılar çıkıp ben siyaset yapmam diyorlar, oysa siyasi
kimliği olmayan insanın kimliği de yoktur.Ben kendime devrimci
diyorum.emekten yana olan radikal sağcı yada liberal gördüğümüz insanlar da
emek harcıyor.işveren ABD’ye karşıyım der,çocuğunu ABD de
okutur.dindarlık edebiyatı yapar cami yolu bilmez.ben siyasi kimliğimden
çekinmem ,düşüncelerime yakın türküleri söylerim.
Halkın sanatçıları ,öteden beri aç kalmışlardır(J)bundan da pek
yakınmazlar.ben türkülerimle halkın buluşmasını istiyorum.bunun için iki
yakam bir araya gelmemiştirJbana yurtdışında ziyarete gelen
arkadaşlarım,beni orada kucaklayan ,pohpohlayan arkadaşlarım
Türkiye’ye geldiğimde bir dönüş yaşadılar.bu beni çok üzüyor.Gittiğim
konserlere birlikte götürdüğüm ekibim genelde öğrenci arkadaşlar
oluyor,onların okul harçlığı çıksın istiyorum.Konsere gidiyoruz
mesela,program bittiğinde değil paramızı vermek,yanımıza dahi uğramayan
,bizi düştüğümüz zor durumu arkadan izlediklerini biliyorum.bu bir emek
hırsızlığıdır,bu konuda çok dilim yandı.Bundan sonra böyle terbiyesizlik
yapanları teşhir etmeyi düşünüyorum.
DEVRİM:Bugünkü sanatçılık kavramını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ali Asker : İkili oynuyorlar.çoğu bencil,insan kimliğinden önce
sanatçı kimliğini ön plana çıkaran yaratıklar olarak görüyorum.bu benim
doğrum,ben insanı görmek istiyorum.
DEVRİM:Yeni albüm?
Ali Asker : Çok güzel eserler var.ama şimdilik yapacak firma
bulamıyorumJbunun sebebini tam olarak bilemiyorum.beni fazla radikal
buluyor olabilirler.
Ben gerekirse internetten okur,halkımla yine buluşurum,konserlerde
okurum.bugüne dek yapım şirketlerinden ben doğrusu bir şey görmedim.ama ne
gerekirse yapıp onların dediklerini yapmayacağım.
DEVRİM:Sorularıma zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
Ali Asker : Ben de size teşekkür eder,aleviler birliği forumuna
başarılar dilerim.
[tarihinde düzeltildi 29/6/2008 Saat 22:41 Yazar lizge]